Savaş halindeki Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki dağlık sınır bölgesinde geçen hikâye, bir fotoğrafçı olan Rena Effendi’nin Satyrus effendi kelebeğinin peşine düşüşünü anlatıyor. Bu nadir ve nesli kritik derecede tehlike altında olan kelebek, adını Rena’nın hayatında pek varlık gösterememiş gizemli bir Sovyet entomolog (böcek bilimci) olan babasından alıyor.
Babasını 1991 yılında, SSCB’nin çöküşü ve savaşın gölgesinde henüz on dört yaşındayken kaybeden Rena, onun eski kelebek avı rotalarını takip ederek, bugün artık on yıllardır süren çatışmalarla izole olmuş, Kafkasya’nın uzak bir ekslavındaki yıkıma uğramış topraklara doğru derin bir yolculuğa çıkıyor. Söz konusu kelebeğin orada yılda yalnızca bir kez ortaya çıktığı ve insanların geçmesinin yasak olduğu, askerileştirilmiş sınırların üzerinde uçtuğu biliniyor. Bu keşif yolculuğunda Rena, aralarındaki mesafeyle yüzleşip babasının o sancılı mirasıyla barışırken, ona hiç olmadığı kadar yakınlaşıyor.









