|
ÖZGE CALAFATO
2011 Seçkisine Bir Bakış
Körfez Bölgesi’nin üç büyük film festivali Abu Dhabi, Doha ve Dubai son birkaç yıl içinde hayata geçirdikleri film fonlarıyla Arap dünyasından pek çok yeni projeye destek sağlıyor. Bu fonlar bir yandan Arap sinemasının dikkatini Körfez’e çekerken, Arap coğrafyasıyla ilgilenen sinefil dünya için de Körfez’i önemli bir referans noktası haline getiriyor.
Abu Dhabi Film Festivali’nin 2010’da duyurduğu SANAD Geliştirme ve Post-prodüksiyon fonu da bu yeni platformlardan biri. SANAD, ya da Türkçesiyle Senet. Türkçeden farklı olarak Arapçada “destek” anlamına geliyor. SANAD’ın temelleri 2009’da Mohamed Al Daradji’nin "Babil’in Oğlu" (Son of Babylon), Kamal Aljafari’nin "Port of Memory" ve Maher Abi Samra’nın "We Were Communists" filmleriyle atıldı. Bu üç filme verilen desteğin ardından Abu Dhabi Film Festivali’nin film fonu 2010’da yapısı değiştirilip geliştirme ve post-prodüksiyon olmak üzere iki kategoride ve SANAD adı altında faaliyete geçti.
SANAD, uzun metraj belgesel veya kurgu, sadece Arap yapımlarını kabul ediyor; bunun için de Arap kökenli bir yönetmen ya da yapımcının yanı sıra Arap dünyasından bir yapım şirketinin projeye dahil olması şartı aranıyor. Fonun yıllık bütçesi 500.000 Amerikan doları. Geliştirme fonu proje başına 20.000 dolara çıkıyor. Post-prodüksiyon desteğinde en yüksek rakam ise proje başı 60.000 dolar civarında.
Bu sene SANAD 16 geliştirme ve 6 post-prodüksiyon projesini destekledi. Listede dengeli bir çeşitliliğe, hem iyi bilinen isimlere hem de ilk ya da ikinci projeleriyle adını duyurmaya başlayan yeni kuşağa rastlıyoruz.
Bu çeşitliliğe Geliştirme projelerinden başlamak üzere çok kısa bir bakış atalım: Abderrahmane Sissako’nun "Mettou"su SANAD’ın bu yılki ağır toplarından kuşkusuz: Moritanya’da çocuk yaşta evlendirilen ve azat edildikten sonra çocukluk aşkının peşine düşen Haratin kökenli köle bir genç kızın öyküsü "Mettou".
Sissako’nun öyküsüyle paralel, Yemen’in ilk kadın sinemacısı Khadija Al Salami’nin "I Am Nujood, 10 Years Old and Divorced"u da çocuk yaşta zorla evlendirilen ve müthiş bir cesaretle içine hapsolduğu hayattan kaçmayı başarabilen Nujood Ali’nin yaşamını filme aktarıyor. Nujood Ali’nin aynı başlıklı otobiyografisi 2009’da Fransızca ertesi yıl da İngilizce olarak yayımlandı ve yayımlanır yayımlanmaz büyük bir okur kitlesine ulaşarak Yemen’de kadınların durumunu tartışmaya açtı. Şimdi bu tartışmalar Tawakkul Karman’ın Nobel ödülü almasıyla daha da hız kazanacağa benziyor.
Belgeselleriyle tanıdığımız Al Salami’nin bir kurgu projesiyle SANAD seçkisinde yer alması gibi, Bağdat’ta bir ilki gerçekleştiren Bağımsız Film ve Televizyon Okulu (Independent Film & Television College)’nun kurucularından usta belgeselci Maysoon Pachachi’nin de Nothing Doing in Baghdad ile kurguya yöneldiğini görüyoruz. Pachachi bu proje için Iraklı senarist Irada Al Jabbouri ile birlikte çalışıyor. Nothing Doing in Baghdad ile savaş sonrası Irak’ın günlük yaşamına bir ayna tutmayı amaçlıyorlar.
Tür geçişlerinin bir başka örneği de Lübnan’ın radikal sinemacılarından Jocelyne Saab’ın, dans üzerinden beden politikalarına bakış attığı "Woman in Mediterranean Sea". Saab son yıllarda gerçekleştirdiği kurgu filmlerinden sonra bu proje ile yeniden belgesele dönüyor.
Halen İsviçre’de yaşayan Irak asıllı Samir’in "Iraqi Odyssey"i ise Irak’ın fazla konuşulmayan bir dönemine tanıklık ediyor: Yönetmen bu proje ile dünyanın dört bir yanına dağılmış ailesinin izini sürerken Saddam Hüseyin öncesi dönemde, özellikle de 50’li ve 60’lı yıllarda Irak’taki orta sınıf aydın kesimin edebiyat ve sanatla dolu canlı kültürel yaşamının da bir portresini çizmeyi planlıyor.
SANAD listesinde Osmanlı mirasının Arap Dünyası’ndaki izlerine biraz daha yakından bakan projeler de var: Cezayirli yönetmen Malek Bensmaïl’in "Origines"i Doğu-Batı, İslam-Modernite, hafıza-kimlik tartışmalarını bu kez Japonya örneği üzerinden sorguluyor. Bensmaïl Origines ile Japonya’ya İslam’ı getiren kişi olarak bilinen nev-i şahsına münhasır Osmanlı alimi Abdürreşit İbrahim Efendi’nin Cezayir-İstanbul-Tokyo hattında izini sürerek yeni bir entelektüel rota çiziyor.
Ürdünlü Naji Abu Nowar’ın "The Guest"i ise 1900’lerin başlarında Osmanlı hükümranlığı altındaki Bedevi topraklarından bir gelenek–modernite öyküsü. Pek bilmediğimiz bir kültürden ve dönemden bir kesit.
Filistinli genç yönetmen Amer Shomaly’nin belgesel projesi "The Wanted 18" ise büyük bir kara mizah örneği. 1987 Birinci İntifada sonrası bir grup Filistinli aktivistin İsrail ürünlerine alternatif geliştirmek amacıyla 18 inekle kurduğu mandıra ve giderek popüler olan “İntifada Sütü”, İsrail ordusu tarafından milli tehdit olarak algılanır ve ordu çok geçmeden kapatılan mandıradan kaçırılıp saklanan ineklerin peşine düşer.
SANAD’ın Arap Baharı’yla olan temasına gelince; seçkiyi yaz ortasında ilan eden fonun zamanlaması itibariyle, Ayten Amin, Tamer Ezzat, Amr Salama olmak üzere üç yönetmenli "Tahrir 2011: The Good, the Bad & the Politician", devrimi konu edinen tek proje olarak öne çıktı. Tahrir 2011 Venedik’teki gösteriminin ardından Orta Doğu prömiyerini ekim ayında Abu Dhabi Film Festivali’nde yaptı.
Bu yıl Abu Dhabi’nin programındaki bir diğer SANAD filmi de Safinez Bousbia’nın "El Gusto"suydu - ya da sansasyonel bir benzetmeyle Cezayir’in Buena Vista Social Club’ı. El Gusto bugün yaşları 70 ila 100 arasında değişen, hem Müslüman hem de Yahudilerden oluşan bir grup Chaabi müzisyeninin 50 yıllık hasret sonrası vuslata kavuşmasını yürekleri ısıtarak perdeye taşıyor. Bu efsanevi buluşmanın şerefine yılların müzisyenleri bu kez El Gusto Orkestrası adıyla Fransa’da sahne alarak tarihi bir konsere imza atıyorlar. Sonra konser konseri izliyor; ilk albüm 2007’de çıkıyor, ikincisi ise yolda.
Post-prodüksiyon seçkisinde Filistin ve Suriye’den de projeler var: 2008’de "Salt of This Sea" ile büyük ses getiren Filistinli yönetmen Annemarie Jacir, "When I Saw You"da Ürdün’deki Filistin göçmen kamplarından birinde yaşayan bir anne-oğulun özgürlük öyküsüyle 1960’lara dönerken Suriyeli Hala Alabdalla "As If We Were Catching a Cobra" ile Arap dünyasında karikatürün sessiz ve tehlikeli gücünü belgesel diline döküyor.
SANAD, para desteğinin ötesinde her yıl festival zamanına denk gelecek şekilde organize edilen SANADLab ile de Geliştirme fonu alan projelere hem senaryo geliştirme hem de ortak yapım olanakları konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor. SANADLab’ın ikincisi bu ekimde otuzun üzerinde katılımcıyla tamamlandı.
2011 SANAD seçkisi ve SANADLab hakkında ayrıntılı bilgi için, broşürü şuradan indirebilirsiniz: Sanat 2011 Guide.
|