|
METİN AKDEMİR
Bu sene 6.'sı düzenlenen Eastern Neighbours Film Festivali (ENFF) kapsamında Hollanda'nın Lahey kentinde düzenlenen bir yan etkinliğe katıldım. 'Is Justice Fair?' başlıklı 20-30 yaş arası belgesel sinemacıların katıldığı workshop, bir hafta boyunca bu başlık altında konu ile ilgili uzmanların verdiği dersler ve katılımcıların hazırladığı filmlerle gerçekleşti.
Çoğunluğu Balkan ülkelerinden gelen katılımcılarla Belgesel sinema ile adalet kavramı tartışıldı. Yönetmen Goran Devic ve Rada Sesic önderliğinde belgesel sinemada etik, yönetmenin durduğu nokta, gözlemci belgesel sinema, film malzemesi (malı) ile kurulan sorumluluk ilşkisi gibi konular üzerinde duruldu. Ancak benim en çok ilgilendiğim nokta filmin çekimi biter malzeme görüntüye dönüşür, işte o noktada yönetmen ne kadar adil olmalıdır. Film malzemesi olan kişi/olay ne kadar razıdır ortaya çıkan filmden. Rızası tam mıdır? Farzı misal bir cinayetin ardından yaşanan mahkeme süreci ile ilgili bir filmde yönetmen gerçekleri gösterme (kimin gerçeği?) aşamasında nerde durmalıdır. O cinayetin faillerine bir mahkeme kadar mesafeli mi olmalıdır yoksa adalet zaten gözü açık mı kapalı mı olduğu artık belli olmayan bir düzenek midiR? Burada 'Cesaretli Sinema ' denilen bir yaklaşımdan sözediliyor. Ki hala içi doldurulması gereken bir yaklaşım. Workshop kapsamında Lahey'de bulunan Yugoslavya Savaş Suçluları Mahkemesi'ni (ICTY) de ziyaret ettik. Seyirci olarak katıldığımız Radovan Karadzic mahkemesi beni pek etkiledi. Avukatlığını kendisi yapan Karadzic, 30 dakika boyunca yok orada değildim , o adamları ben çağırtmadımın savunmasını yaptı. Ben de o 'kasap' denilen adam bu mu! diye dinlendim.
30 dakika boyunca yok orada değildim , o adamları ben çağırtmadımın savunmasını yapan avukatı kendisi Karadzici izlerken 'O adam bu adam mı?' diye düşündüm. Ne kadar kendinden emin, haklı, hatta inandırıcı. Birileri için halk kahramanı olan beyaz saçlı adam, Bosnalılar için bir kasap! Sırp ya da Bosnalı olsaydım Karadzic ile ilgili bir film yapmak için hem cesaretli ve hem adil olmam gerekirdi diye düşündüm.
Bu yazıyı nasıl bitiririm diye düşünürken bu workshopa katılmak için yazdığım motivasyon mektubu geldi aklıma... “Is Justice fair? sorusunun cevabını merak ediyorum. Çünkü Türkiye’de adaletin terazisi polis, hükümet ve savcılar tarafından baskı altında.
Yaşadığım ülkede gazeteciler tutuklanıyor, çocuklar tacize uğruyor, kadınlar öldürülüyor, lgbtt bireyler şiddete maruz kalıyor. Ancak adalet suçluyu masumdan ayırt edemiyor.
Gerçeklik arayışındaki belgesel sinemacının gözü adaletin üstünde olmalı.”
Workshop'ta yaptığımız filmi izlemek için:
http://vimeo.com/groups/youthmode/videos/32089797
Not: Meraklıları, ICTY kanalında (http://www.icty.org) tüm gün bu mahkemeleri izleyebilirler.
|